Related Posts with Thumbnails

Friday, October 30, 2009

AYRILIK VAKTİ

Gideceğimi aileme nasıl söylemeliyim diye kara kara düşünmeye başladım. Bu zamana kadar aldığım tüm kararların arkasındaydılar, şimdi '"hayır, gitmeni istemiyoruz" derlerse ne yapacaktım?  Neyse ki  bu süreç tahmin ettiğimden çok daha kolay oldu. Kızımız mutlu olacaksa biz özlemeye razıyız deyip, kararımı desteklediler. Bundan sonraki aşama ise çok hızlı ve yorucuydu. Mezuniyet, evlilik derken gitme vakti gelip çatmıştı.

2007 yılı Ekim ayının son günü yola çıkacaktık. Ankara'daki son gecemizde  valiz hazırlamaktan, evi toparlamaktan uyumaya dahi zamanımız  kalmadı. Türk Hava Yolları henüz Nairobi uçuşlarına başlamadığından, Nairobi'ye Emirates ile Dubai üzerinden gitmek zorundaydık. Bu durum, doğrudan uçuşla sadece 6 saat 10 dakika sürecek bir mesafeyi, aktarma süresi ile birlikte 22 saatte gitmemiz anlamına geliyordu. Ama belki de daha önemlisi, fazla bagajımıza müsahama gösterilmeyecekti. Bu nedenle kitaplarım vb. eşyalarım bir yana, kıyafetlerimin dahi hepsini yanıma alamıyordum. Bunun üzüntüsüyle seçiyordum her birşeyi. Üniversite 3.sınıfındayken çok sevdiğim arkadaşımla birlikte aldığım siyah kazağımı, doğum günümde Dilek'in hazırladığı albümü, özledikçe bakar hasret gideririm diye yanıma almaya çalıştığım fotoğrafları... Hepsini bırakmak zorunda kaldım. Seyyar dünyama alışmanın zor olacağını kabullenmem gerekiyordu. Çünkü sevdiğim herşeyi boyu ve kilosu sınırlı olan bir valize sığdırmam imkansızdı.

Tabii bu vesileyle iyi valiz hazırlamanın beceri gerektirdiğini, eşim kendimce itina ile hazırladığım  valizimi uçağın kalkmasına 3-4 saat kala tekrar hazırladığında anladım. (Tam da bu nedenle tecrübelerimi paylaşmak üzere yurtdışına giderken valiz nasıl hazırlanır?  başlıklı yazıyı hazırladım. Umarım konunun acemileri için faydalı olur.)

Defalarca yerleştirilip, tartılıp, boşaltılan valizler nihayet hazırdı. Artık gitme vakti gelmişti. Veda fikri o kadar zordu ki kimseyi aramak dahi istemedim. Zira arasam dahi konuşamayacak, vakit geldi ben gidiyorum diyemeyecektim...

Ankara'ya bizi uğurlamak için gelen annem ve babamı görünce, üniversiteyi kazandığım ilk yıl gelmişti aklıma. Beni yurda bıraktıkları ilk gün... Başka bir ayrılık vakti gelmişti  yine. Annemle göz göze gelirim de kendimi tutamayıp ağlarım diye boşluğa bakıyordum. Ne kendim ağlamak, ne de annemin ağlamasını görmek istiyordum. Lakin ayrılırken sesimin titremesine engel olamadım, boğazımdaki kocaman düğüm nefes almamı zorlaştırıyordu.  "Güle güle " diyebildim sadece bir de "sizi çok seviyorum ".

2 yorum:

engin ileri said...

Bizde seni cok seviyoruz .... üniversitedeki ilk yılın dün gibi gözümün önünde seni orda bırakıp geldiğimiz ilk ayrılık..
ablacım emin ol ki,
insan herseye alısıyor fakat ayrılığa,hasrete bir türlü alısamıyor her ayrılık ilkinden,ikincisinden,üçüncüsünden.... daha zor gelmeye baslıyor....

gezginmarti said...

Kalmak gitmekten daha zordur her zaman.
Gitmek güzel, iyi ki gitmişsin :)