Related Posts with Thumbnails

Monday, November 16, 2009

ŞEFFAF DOSTLARIM


Yaşadığımız yerin ormanlık olması nedeniyle kendimi burada misafir gibi hissediyordum. Nedenine gelince, doğal yaşam alanlarını işgal ettiğimiz maymunlar, bukalemunlar, iguanalar ve diğer hayvanlar buranın  gerçek ev sahipleri olduklarını biliyormuşçasına bizi –en azından beni- sık sık rahatsız ediyorlardı.
Nairobi'ye geldiğimizin sanırım 3. günü akşamı bir yandan ne kadar güzel bir yere geldiğimi düşünüp diğer yandan eşyalarımı yerleştirirken birdenbire duvarda şeffaf olduğu için içi görünen, pörtlek gözlü bir kertenkele (gecko) gördüm (O an "hayvancağız"dan öylesine ürkmüş, öylesine tiksinmiştim ki, şimdi bile aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyor). Ben çığlık çığlığa nereye kaçacağımı bilemediğimden merdivene oturup, korkumdan ağlamaya başladım. Kendime geldiğimde yapacağım ilk işin biletimi alıp, valizimi toplayıp buradan gitmek olduğuna karar verdim. Aşk, sevgi tamam da hiçbir şey beni bu şeffaf kertenkelelerle birlikte yaşamaya ikna edemezdi. Aşağıdan sesimi duyup koşarak yanıma gelen eşim korkmamı falan söylüyordu ama korkuyordum, hatta korkudan titriyordum.
Ben ki böcekten korktuğu için akşamları terasta bile oturamayan, küçükken çimlerde oynarken paçamdan içeri bir kurbağa yavrusu  girdiği için yeşil olan hiç bir hayvana bakmaya, isimlerini dahi duymaya tahammül edemeyen biriydim.  Bu kertenkelelerle aynı evi paylaşmam söz konusu bile olamazdı. (Bu yazıyla ilgili sayfaya koymayı düşündüğüm fotoğrafın bile sadece linkini vermekle yetiniyorum:http://newsimg.bbc.co.uk/media/images/42525000/jpg/_42525011_2.jpg) zira blogu her açtığımda bu yaratığı görmek istemiyorum:) )
Allah’ım ya ben gece uyurken yatağın içine girerlerse? Zaten küçükken pantolonumun paçasından giren küçük kurbağa yeteri kadar bozmuştu psikolojimi, şimdi ise bu kertenkelelerle nasıl baş edecektim? Örneğin kıyafetlerin arasına sinsice girip ben giyinirken ortaya çıkarlarsa, o an gerçekten kalp krizinden ölebilirdim. En kötüsü de ya yiyeceklere geliyorlarsa? Düşüncesi bile mide bulandırıcıydı.
Biraz sakinleştikten sonra gitmek yerine kertenkeleleri nasıl evden uzaklaştıracağımızı düşünmeye başladık. İlaçlama, kedi vs. Ertesi sabah komşularımıza yaşadıklarımızı anlattığımızda aldığım cevap karşısında ikinci şokumu yaşadım. Çünkü komşumuz bana odasında da iki tane kertenkele olduğunu, arkadaşlarım dediği bu yaratıkları çok sevdiğini, ne kadar sevimli hayvanlar olduğunu söyledi. Hem kertenkelelerin sivrisinekleri yiyen faydalı canlılar olduklarını, yiyeceklerimize de yaklaşmadıklarını, öldürsek de muhtemelen bu kez de arkadaşlarının bir yolunu bulup evimize gireceğini, kedilerin ise kertenkelelerle adeta oynadığını, onları parçalara ayırdıktan sonra yemeyip ulu orta bıraktıklarını da ilave edip kertenkelesiz bir hayata dair tüm umutlarımı yok etti.
Buraya ilk geldiğim günden beri kendimi Alice harikalar diyarında gibi hissederek, masal dünyasındaymışım gibi yaşasam da bu yaratıklar hayatın acımasız gerçekleri olarak karşıma çıkmışlar ve bütün büyüyü bozmuşlardı. Onları gördükten sonra her ne kadar herkes yatağın içine, kıyafetlere, yiyeceklere gelmediklerini, sessiz sedasız kendi hallerinde hayvancıklar olduklarını söylese de ben hiç ikna olmamıştım. Fakat burası onların yaşam alanı olduğu için bu hayvanlarla baş etmek de mümkün olmuyordu. Her kertenkele gördüğümde olduğum yerde donup eşimi çağırıyordum. Böyle yapınca onlar da kaçmayıp yerlerinde duruyorlardı ama eşim onları öldürmeye hiç de istekli değildi, en fazla fırça ve kürek marifetiyle yakalayıp dışarı atıyordu.  Kertenkeleler de köpeklere benzer bir biçimde evden 1 km uzağa bıraksanız da yine dönüp dolaşıp yuvalarına geldiklerinden, tutup atmak kalıcı çözüm değildi. Gerçi öldürseniz dahi köklerini kurutmanız mümkün değildi ama bu, en azından geçici de olsa rahatlamamı sağlıyordu. Kendi kendime ben güçlü bir insanım, bu korkumu yenebilirim sonuçta onlar zararsız hayvanlar burası onların evi diyerek onlardan korkmamayı telkin edip, okuduğum kitaplardan edindiğim bilgilerle, beyin gücüyle korkularımı yenmeye çalışsam da bunun aptalca bir çaba olduğunu anladım :) Kertenkelelerden hala korkuyordum, daha doğrusu tiksiniyordum.
Kertenkelelerle hiçbir şekilde baş edemeyeceğimi anladıktan sonra tek çaremin onları görmemeye çalışmak olduğunu öğrendim . Bir odaya girmeden önce ben geliyorum lütfen gidin dermiş gibi kapıya vurup ses çıkartarak odaya giriyordum. Olur da kazara çıplak ayakla birinin üzerine basarım da genç yaşımda oracıkta hakkın rahmetine kavuşurum diye evin içinde dahi asla terliksiz gezmiyordum. 
Ben bu kadar korkarken kimilerinin kertenkeleleri çok sevdiğini, kimilerinin ise abartarak ellerine alıp sevdiklerini duydukça sinirim daha da bozuluyordu. Elbette ben de hayatı boyunca hiç kertenkele görmemiş bir insan değilim. Sokakta yeşil, çok hızlı hareket eden kertenkeleleri görüyordum ama evin içinde yaşayan üstelik baktıkça insanın içini kaldıran şeffaf kertenkeleler görmemiştim.
Hamile olunca durum biraz değişti. Hayvan sever eşim kertenkeleleri mecburen öldürmeye başladı. Ara sıra gelen misafirler de kertenkelelerle mücadelemize katkıda bulundular. Hatta bir keresinde misafirimiz kertenkeleyi öldürmek için üzerine baskülü atmış, kaçmasın diye kendisi de baskülün üzerine çıkmış ve eşim gelene kadar da en az bir 15 dakika kadar orada beklemişti.
Her ne kadar kertenkelelerden hala tiksinsem ve bu nedenle bloguma fotoğraflarını dahi koymaya dayanamasam da merak etmeyin hamileliğimi kazasız belasız sona erdirmeyi başardım. Kertenkelelerin geçebileceği pencere kenarı vb. küçük açıklıkları kapattıktan sonra "şeffaf dostlarımla" eskisinden daha az karşılaşır oldum...

12 yorum:

Griffith said...

Kertenkeleler o anlarda, senin onlardan korktuğundan kat kat fazla korkuyordur yahu.:)

Asıl iguanalarla nasıl mücadele ediyordunuz onu merak ettim ben.

Griffith said...

Bir de sorması ayıp,şu en alttaki wowzio widgeti nasıl koyuluyor? Beceremedim ben bir türlü.:]

Mehtap İleri Erdoğan said...

Ben çığlık çığlığa bağırınca benden daha fazla korkup donup kalıyorlardı.
Eve giren iguana olmadığı için böyle bir mücadelem söz konusu değil.
Bloguna wowzio widgetleri install etmek için invite@wowzio.com'a widget istediğini belirtip,blog url'ni de ekleyip mail gönderiyorsun.
Blogun şimdiki hali nasıl olmuş?

Griffith said...

Güzel olmuş.Beğendim ben.Sade ve okunaklı.

Mail attım ama Wowzio pek sallamadı beni.Neyse.Allahtan ümit kesilmez.:P

nesobaby said...

Neyyyy ? Hamile misin? :) Hatta şu an çocuğun vardır bu olaylar 2007'de oluyorsa. Çok çabuk çooluk çocuğa karışmışsın :)) ( ben konuyu saptırıp başka konuya geçtim sanırım biraz :)) Ben de sürüngenleri sevmiyorum. Börtü böceklerden de sadece kelebeği seviyorum bir de uğurböceği. Böceklerin düşüncesi bile beni kaşındırıyor. Küçükken bitlenmiştim de . Balayında Karayiplere gittik bu yaz ve orda bol bol iguana gördüm.Aslında çok komikler tipleri ama yine de dokunmak ve o pıtır pıtır derileri falan beni tiksindiriyor ööğğgkk :P Ama napcaksın yine de bu dünya hayvanların da dünyası ve onlara saygı göstermemiz gerekiyor.

nesobaby said...

Bence sitende sadece fotoğraflar olsa daha iyi mesela şu sağdaki live activity feed sitelerde hoş durmuyor tabi bu benim görüşüm , sitende mesela daha çok fotoğraf içerikli uygulama olabilir ( bilirkişi gibi konuştum :P ) mesela slideshow gibi ;) gerçi sende var ama daha çok fotoğraf ;)

Mehtap İleri Erdoğan said...

:)). Nesobaby, 6.5 aylık, Nairobi doğumlu bir oğlum var. Bu yüzden daha da çok seviyorum Kenya'yı.
Karayiplerde çok iguana olduğunu bilmem iyi oldu. Tatil planlarımızı yaparken bu bilgiyi değerlendireceğim.
Ayrıca bloguma önerilerin için çok teşekkürler.

Duygu said...

Mehtapcım çok hoşuma gitti bu yazı benim de aklıma apartmanımızdaki şeffaf pembe kertenkeleler geldi:) hem korkuyorum hem kıyamıyorum ben onlara birşey yapmaya:)

Prima Rima said...

bendensin...kertenkele ismi ble beni fenalastırıyor!

GULÇİN ÇAKIR said...

selam,anne ve bebişi sayfasından aldım adres ıkladım hemen ekliyorum listeme en kısa zamanda da hepsini okumuş olurum:)

Selen Yavuzdogan said...

Burada da cok var bu minik kertenkelelerden ama sivrisinek ve bocekleri yedikleri icin seviyoruz biz onlari. Gerci bizim evde cok fazla degiller, oyle yururken ustune basacak kadar cok karsilasmiyoruz. Ama bir seferinde cok kalabalik bir arkadas grubunu misafir etmistik ve bir tanesini salonda yer yataginda yatirmak zorunda kalmistik. Sabah gozunu actiginda ustunde geziyormus bunlardan biri.
Bir keresinde de arabaya girmis, annem arka koltuga oturunca emniyet kemerinin ustunden yuruyerek annemin ustune atlamisti panikle.. Annem mi daha cok korktu, minik gekko mu bilmiyorum ama ben cok eglenmistim. :)

Ayşe'nin Gazetesi said...

yazıyı okuyunca üstüme üstüme geldiler kertenkeleler. Senin durumunun aynısının tıpkısını ben de yaşardım. Bir keresinde evde değişik bir böcek görmüştüm de eşimi çağırmıştım. O gelene kadar da göz hapsinden ayıramamıştım böceği bir yere girerse ne yaparım diye. Senin durumunda kendimi hayal bile edemedim. Bir de kalkmış bu günlerde eşime olası yeni bir proje için biz gitsek diye hafif ikna turlarına çıkıyorum. Bu fikrimi bir değil bin kez daha gözden geçirmeme vesile olduğun için teşekkür ederim :)))