Related Posts with Thumbnails

Saturday, December 5, 2009

ZÜRAFA MERKEZİ

Yoğun ve yorucu nairobi national parkbir sürecin ardından Nairobi'ye tam olarak yerleştikten sonra sıra artık etrafı keşfetmeye gelmişti.  Modern hayat ile vahşi doğanın hiçbir  yerde olmadığı kadar iç içe olduğu Nairobi'de gökdelenler ile aslanları aynı fotoğraf karesinde buluşturmak, zürafaları ellerinizle (hatta dilerseniz ağzınızla) beslemek, evlat edindiğiniz yetim fili uyku saatinden önce sevmeye gitmek mümkün. İlk durağımız gitmekten neredeyse hiç sıkılmadığımız, zaten sevdiğim zürafaları daha da çok sevmemi sağlayan zürafa merkeziydi.

Zürafa Merkezi,  etleri ve derileri yüzünden öldürülüp yaşam alanları yok edilen ve sayıları o dönemde 120'ye düşen Rothschild cinsi zürafaların neslinin tükenmesine engel olmak, bu zürafaların sayılarını arttırmak  ve Kenya halkını bu konuda bilinçlendirmek amacıyla Vahşi Yaşam Afrika Fonu tarafından kurulmuş. Bugün Kenya'da yaşayan toplam 300 Rothschild cinsi zürafanın 14 tanesi bu merkezde bulunuyor. Burada zürafaları doğal hayatlarında görebiliyor, inşa edilen Muhtelif 128gözlem kulesine çıkarak görevliler tarafından size verilen yemleri kullanarak onları ellerinizle besleyebiliyor, ayrıca zürafalara ilişkin (kalplerinin 11 kg olduğundan bir gün içerisinde yalnızca 5 ila 30 dakika arasında uyuduklarına kadar) daha fazla bilgi edinebiliyorsunuz .

Oturma iznimiz olduğu için normalde 700 Şilin (yaklaşık 14 Lira) olan giriş ücreti için 100 Şilin ödedikten sonra içeri girdik ve ben heyecanla gözetleme kulesinde zürafaları besleyen insanların yanına gittim. Zürafaları beslemek üzere yem tenekesinden bir avuç yem aldım ancak başlangıçta elimi zürafalara yalatmaya bir türlü cesaret edemedim. Fakat etrafımdaki insanları, özellikle aileleri tarafından ağızlarına yem konulmak suretiyle yüzleri korkusuzca zürafalara yalatılan çocukları gördükten sonra bu otobur  "hayvancıklardan" korkmamın çok saçma olduğunu düşünerek cesaretimi topladım ve  heyecandan avucumda terlemiş yemleri yemesi için elimi zürafaya uzattım. İşte o an içimde ne fırtınalar koptuğunu anlamak için yandaki fotoğrafa bakmanız yeterli :)Kenya (106)

Başlangıçtaki çekingenlikten sonra bu zarif ve mağrur hayvanlarla birbirimize çok alıştık. Zürafaları bebeğini besleyen bir anne titizliğiyle besleyip bir yandan da onlarla konuştum. Onlar yedikçe sanki  benim karnım doyuyormuşçasına mutlu oldum. Bir ara abartarak aynı anda dört zürafayı beslemeye çalışıp küçücük  yemlerle onların hızına yetişemediğimden benden sıkılıp, gitmelerine neden oldum. Ses telleri olmadığı için ses çıkaramayan zürafaları  yanıma tekrar nasıl çağırırım diye düşünürken bakıcıları yanıma geldi ve yem tenekelerini birbirine vurarak ses çıkartıp onları tekrar yanıma getirmeyi başardı. Fakat bakıcısı, zürafa gelince,  ağzına aldığı yemi zürafaya vererek, ısrarla aynısını benim de yapmamı istedi. Tamam çok sevdim  bu hayvancağızları, benim için buraya kadar geldiler fakat bunun karşılığında da kimse onları öpmemi yada yüzümü yalamalarına izin vermemi beklemesin! Tam da böyle düşünürken  zürafa tükürüğünün ciltteki gözenekleri sıkılaştırıp,  kırışıklıkları azalttığını öğrenince yüzümün her yerine  zürafanın sevdiğini söyledikleri yiyecekleri yapıştırıp, yüzümü uzun uzun yalamasına izinn600565274_208883_3779 verdim.  Hatta ağzının kenarlarından sarkan salyaları da şifadır deyip küçük bir kavanoza koyup gece yatmadan önce ve sabahları kalkınca sürdüm.  Şaka tabii ki :) Ama zürafa tükürüğü aslında gayet zararsız bir antiseptik...

Gelelim zürafalarla ilgili bazı bilgiler vermeye. Eskiden Avrupalılar  zürafaya,  deveyle leoparın çiftleşmesinden oluştuğunu düşündükleri için cameleopard demişler. 5 metreye yakın boylarıyla karada yaşayan en uzun memeli  olma unvanına  sahip olan zürafaların  boynundaki omur sayısı ile küçük  bir farenin boynundaki omur sayıları aynı,  yedi. Tek fark zürafanın kemiklerinin, farenin kemiklerinden daha büyük olması. Ayrıca bu hayvanların yaşayabilmesi için kalplerinden iki metre yukarıdaki beyinlerine kan göndermesi şart.  Çok da kolay olmayan bu iş için zürafaların kalpleri yaklaşık 11 kilo. Eğilip kalkmaları zor olduğu için gün içerisinde sadece 5 ila 30 dakika süreyle  ayakta uyuyorlar. Bu zarif  hayvanların bir   başka özelliği de yürürken  aynı anda sağ ön ve arka bacağını, daha sonra da sol  ön ve arka bacağını eş zamanlı olarak hareket ettirebiliyor olması. Bu nedenle yürüyüşleri biraz nazlı, edalı.  Ancak bu sevimli canlılar Giraffe_family_by_valkyrjanyavaş görünmelerine rağmen isterlerse bir attan daha hızlı koşabiliyor, ayrıca bir ay boyunca su içmeden yaşayabiliyorlar.  Hamilelikleri 15 ay sürüyor ve yavrularını 9 ay boyunca emziriyorlar.

Bu zarif hayvanların  düşmanları ise aslanlar ve insanlar. Aslanlar, su içerken yerden kalkmaları zorlaştığı için boyunlarına atılıp zürafaları öldürebiliyor. İnsanlar ise zürafaları etleri ve derileri için öldürüyor.

WARTHOG

Zürafa Merkezine gittiğimde ilk başta zürafaların sevimliliklerine kendimi fazla  kaptırıp etrafı incelemeye  fırsat bulamasam da,  bir süre sonra zürafaların  yanından bir an olsun bile ayrılmayan çirkin ama sevimli, yaban Muhtelif 129domuzuna benzeyen ama yaban domuzundan daha küçük hayvanlar dikkatimi çekti. Aslan Kral'da da görebileceğiniz, daha sonra adının warthog (sözlükte Afrika yaban domuzu olarak çevrilmiş) olduğunu öğrendiğim bu hayvanlar zürafaların yanından hiç ayrılmıyor. Onlar için zürafalar adeta birer erkan uyarı sistemi. Kendi kısacık boylarıyla göremedikleri tehlikeleri zürafaların hareketlerine bakarak algılıyor v e kendilerini koruyabiliyorlar.

Kenya__The_Old_Wise_Warthog_by_jakub_sudraAni bir ses  duyduklarında kuyruklarını dikip kaçmaları, toprağın, kirin pisin içinde yuvarlanmaları, burunlarının kenarlarındaki komik boynuzları, bastı bacak boyları ile warthoglar zarif, endamlı, asil zürafaların yanında sönük kalıyorlar belki ama ne de olsa doğadaki her şey zıttıyla kaim, onların da bir işlevi var..

Technorati Etiketleri: ,,,