Related Posts with Thumbnails

Thursday, February 18, 2010

KENYA'DA KABİLE VE KABİLECİLİK

samburu kadın Kabilenin ne olduğunu anlamak için belki de önce ne olmadığına bakmak gerekiyor. Kenya'ya gelmeden  önce bendenizin aklına kabile deyince derme çatma kulübelerde ilkel bir hayat yaşayan, bir tarafta ateşin üzerinde  avladıkları antilobun, gazelin pişmesini beklerlerken diğer taraftan da yarı çıplak bir şekilde tam tam dansı yapan küçük insan toplulukları geliyordu (böyle düşünmemde Tanrılar çıldırmış olmalı filminin de etkisi yok değil tabii :) ). Oysa Kenya'ya gittikten sonra anladım ki kabile bir köyden, hatta aşiretten çok daha büyük bir etnik topluluğu ifade ediyor. Aynı kabileye mensup insanlar diğerlerinden farklı bir kültürü, hatta dili paylaşıyor. Aslında çağrışımları oldukça ilkel olsa da kabilenin belirli yönleri itibarıyla milletten pek bir farkı yok. Düşünsenize Kenya'daki kabilelerden bazılarının nüfusu 6-7 milyon civarında.

Kenya'da yetmişten fazla kabile ve bir çok etnik gruptan insan bulunuyor. Ülkede  kabilecilik milliyetçiliğe  göre çok daha güçlü olduğundan, özellikle 2007 yılı sonunda yapılan genel seçimlerin ardından ortaya çıkan şiddet olaylarının da etkisiyle son zamanlarda hükümet tarafından  bir "Kenyalı kimliği" oluşturulmaya çalışılıyor. Zira halihazırda Kenyalılar daha çok kendi kabilesinden olanları kayırıyor, onlara oy veriyor ve bu kişiler iktidara geldiği takdirde de kendilerinin kayırılacağına inanıyorlar. Kabileleri diğer kabilelerden ayırt edebilecek dil, mensuplarınca kullanılan farklı isimler vb. nesnel kriterler de mevcut olduğundan, olası gerilimlerde bir kabilenin diğer kabilenin mensuplarını tespit ederek onlara saldırması oldukça kolay oluyor. (Bir süre Kenya'da yaşadıktan sonra bu işeMasai Kadın meraklıysanız bir kişinin hangi kabileden olduğunu bir yabancı olarak siz dahi anlayabiliyorsunuz. Örneğin bir kişinin soyadı Mwangi ise Kikuyu, Onyango ise Luo'dur.) Nitekim kabileler arası gerginliğin tırmanması durumunda ortaya çıkabileceklerin en vahim örneği olan Ruanda soykırımında da soykırımcılar kimin Hutu, kiminse  Tutsi olduklarını kolayca ayırt edebilmişlerdi (o dönemde Ruanda'da kişilerin hangi kabileden olduğu kimlik kartlarında dahi yazıyordu).

Kenya'nın önde gelen kabileleri arasında  Kikuyu, Luhya, Luo, Kalenjin, Masai, Kamba, Kisii ve Meru kabileleri yer alıyor. Bu kabilelerden en meşhurlarıyla ilgili biraz bilgi vermeye çalışayım.

 

KİKUYULAR: Kenya'nın en büyük kabilesi olan, siyasi iktidarı elinde tutan Kikuyular nüfusun yaklaşık %20'sini oluşturuyorlar ve ülkenin merkez bölgesinde yaşıyorlar. Genel olarak tarımla uğraşmalarına rağmen ticarette ve girişimcilikte de oldukça başarılılar. Hatta  Kikuyuların para sevgisine dair atasözleri bile var.  "Eğer bir Kikuyunun ölüp ölmediğini anlamak istiyorsan yere bir  bozuk para atman yeterlidir". Eğitime  oldukça önem veriyor ve bütün çocukların iyi bir eğitim almaları gerektiğini düşünüyorlar. Ayrıca Kikuyuların genellikle güzel/yakışıklı olduğuna dair benim de paylaştığım yaygın bir kanaat mevcut.

samburu savaşçı

Kenya'nın bağımsızlığının kazanılmasında büyük rol  oynayan Kikuyular, ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Jomo Kenyatta'nın da Kikuyu olmasının etkisiyle ülkenin en güzel ve bereketli topraklarına sahip. Bu nedenle de maddi durumları ülke standartlarına göre daha iyi (bunda becerikli ve çalışkan olmalarının

 

rolü de yadsınamaz tabii ki). 2007 yılında yaşanan seçim sonrası şiddet olaylarının temelinde de Kikuyuların ülke kaynaklarını sömürdüklerine dair diğer kabilelerde oluşan yaygın kanaatin önemli bir rol oynadığı söyleniyor.

 

LUOLAR : Nüfusun %12'sini oluşturan bu grup, kabileler içerisinde en düzgün İngilizce konuşan, en güzel  giyinen, şöhreti, gösterişi seven, kendilerine bakan çok balık yedikleri için de akıllı oldukları düşünülen bir kabiledir. Halen Kikuyulara karşı en güçlü muhalefet bu kabile içerisinden çıkmıştır. Teknik olarak  Obama da bir Luo'dur :)

 

MASAAİLER :  Sürekli olarak sarıldıkları kıpkırmızı battaniyeleri, takıları, küçük yaşlarda pek çok yerinden deldirdikleri kulaklarıyla Afrika'nın en meşhur kabilelerinden olan göçebe Masailer, bu ünlerini biraz da Doğu Afrika'daki safari alanlarına (Masai Mara ve Serengeti) yakın yerlerde Tharaka Şefyaşamalarına borçlular. O kadar ünlüler ki Amerikalı aktör  Edward Norton'un Masailerin korunmasına ve kalkınmasına destek vermek için New York maratonunda koşmuş.  Ancak tüm bu ünlerine, Doğu Afrika'nın sembolü haline gelmelerine rağmen Kenya ve Tanzanya hükümetleri Masaileri yerleşik hayata geçirmeye çalışıyor. Allahtan şimdilik bu çabalar başarılı olamadı ve Masailer geleneksel hayatlarını devam ettiriyorlar.

Yıl boyunca sığırlarına otlatacak topraklar aradıklarından sürekli olarak bir yerde kalmıyor,  mevsimler  değiştikçe yer değiştiriyorlar. Geçici evlerinden başka hiçbir şeyleri olmayan Masailerin mezarları dahi yok. İnanışları gereği ölülerini taşımıyor, vahşi hayvanlara bırakıyorlar. Tabii Masailerin çağdaş yaşama ayak uydurmuş üyeleri de yok değil. Masai Mara'ya safariye gittiğinizde ziyaret ettiğiniz Masai köyünün elektriğinin, suyunun olmadığını söyleyen Masai rehber, cebinden telefonunu çıkartıp size numarasını ve mail adresini verirse ya da koluna sıra sıra taktığı Masai boncuklarının yanında dijital bir saat görürseniz şaşırmayın.

Ayrıca dans etmeyi çok seven ve kutlamalar yaparken de dans eden Masailer aslan avladıklarında, inek kanı içerlerken ya da düğünlerinde   "zıplama dansı (Swahili dilinde     "adumu ") "ediyorlar. Bir araya gelen erkekler  savaşçı kıyafetlerini giyip  "Ooooo- yah " diye  şarkılar söyleyerek zıplamaya başlıyorlar. En yükseğe zıplayan erkek grubun en güçlüsü anlamına geliyor.

 

turkana kızLUHYALAR: Nüfusun % 14' ünü oluşturan Luhyaların büyük bir çoğunluğu çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyorlar.

Yeni doğan ilk erkek bebeğe, bebeğin  babasının babasının ismi, kıza ise babasının annesinin ismi veriliyor. İsim verilirken bebeğin hangi ayda doğduğu da önemli bir etken. Mesela "Wafula" ismi yağmur mevsiminde doğan bebeklere, "Efula " ismi ise yağmursuz mevsimde dünyaya gelen bebeklere veriliyor. Ayrıca Luhya kabilesindeki erkekler arasında sünnet de oldukça yaygın.

Mısır ununun içine su katarak, yağ, tuz eklemeden pişirdikleri Ugali mutfaklarında önemli bir yere sahip. Kenyalıların çoğunluğu gibi hemen her öğün Ugali yiyorlar (Lapa kıvamında, bizim damak tadımıza çok uygun olmayan tatsız tuzsuz bir şey :) ). Luhyaların biraz eğitimle gayet iyi aşçıları oldukları söyleniyor.

 

KALENJİNLER : Uzun mesafe koşucularıyla meşhur olan bu kabile nüfusun yaklaşık %15'ini oluşturuyor. Önceleri bütün yarışlarda çok iyi dereceler almalarını yüksek rakımlı yerlerde yaşadıkları için ciğerlerinin gelişmiş olmasına bağlamıştım. Ancak öğrendiğim kadarıyla başarılarının sırrı yalnızca yüksek rakımlı yerlerde yaşamaları değil,buna ilave olarak  fiziksel yapılarıymış. Daha fazlası için bakınız. http://www.tumgazeteler.com/?a=1259586Oksijensiz kaslarda biriken laktat adlı madde onların vücutlarında daha yavaş toplanıyor.  Bu nedenle Kalenjinler aynı miktar oksijen kullanarak bizden %10 daha fazla koşabiliyorlar. Ayrıca kuş bacağını andıran bacakları, bizimkinden 400 gram daha az et bulunan ince baldırları kilometre başına %8 enerji tasarrufu sağlıyor çünkü fizik dersinden de hatırlayacağınız gibi, bir ağırlık kütle merkezinden ne kadar uzak olursa onu hareket ettirmek için gereken enerji miktarı da o kadar fazla oluyor. 

 

 

 

masai1

 

 

 

 

Tuesday, February 16, 2010

Masai Zıplama Dansı