Related Posts with Thumbnails

Saturday, December 18, 2010

Neve a Roma ( Roma'da Kar )


Muzicons.com
Roma, kışların çok soğuk geçtiği bir şehir değil. Öyle ki, geçtiğimiz yıl şehre 25 yıl aradan sonra ilk kez kar yağmış. Ancak şansımıza, oldukça soğuk geçen birkaç günün ardından bugün öğlen saatlerinde Roma'da yeniden kar yağdı ve ben bu duruma çocuklar gibi sevindim. Gözümün önünde küçük periler gibi uçuşan kar taneleri beni o kadar mutlu etti ki gözlerimden bir kaç damla yaş döküldü.

Nedendir bilmem, kar her zaman ayrı bir mutluluk vermiştir bana. Tamam, çocukken sabah uyanıp etrafı bembeyaz gördükten sonra okulların tatil olduğu haberini almak inanılmaz bir mutluluktu. Fakat lapa lapa yağan karın altında yürüyüş yapıp düşüncelere dalmak da bambaşka bir tad. Bu nedenle Roma'da bir kaç saatliğine de olsa yağan karın keyfini çıkartmaya çalıştım.



Repubblica meydanındaki fıskiyede yer alan heykeller buz tutunca ortaya çok hoş bir görüntü çıkmıştı.








Bu fotoğraf geçen seneki kar yağışına ait..

Salına salına düşen kar taneleri bana edebiyat derslerinden tanıdığımız Cenap Şehabattin'in Elhan-ı Şita (Kış Ezgileri) adlı şiirini hatırlattı ve kısa bir araştırma sonrasında şiiri ve sadeleştirilmiş halini buldum. Lapa lapa yağan kar, gerçekten de insana şiir yazdıracak kadar muhteşem bir güzellik...


ELHAN - I ŞİTA
( Kış Ezgileri )

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
(Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,)
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar
(Eşini kaybeden bir kuş gibi kar)
Gibi kar
(Gibi kar)
Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar..
(Geçen ilkbahar günlerini arar)
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu,
(Ey kalplerin divane şarkısı)
Ey kebûterlerin neşideleri,
(Ey güvercinlerin şiirleri)
O baharın bu işte ferdâsı
(O baharın bu işte yarını)
Kapladı bir derin sükûta yeri (Kapladı bir derin sessizliğe yeri)
Karlar
(Karlar)
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
(Ki sessizce arasıra ağlar)
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
(Ey uçarken düşüp ölen kelebek)
Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
(Bir melek kanadının beyaz püskülü)
Gibi kar
(Gibi kar)
Seni solgun hadîkalarda arar.
(Seni solgun bahçelerde arar.)
Sen açarken çiçekler üstünde
(Sen açarken çiçekler üstünde)
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
(Ufacık bir çiçekli yelpâze,)
Nâ'şun üstünde şimdi ey mürde
(Cansız bedenin üstünde şimdi ey ölü)
Başladı parça parça pervâze
(Başladı parça parça altın kırıntıları)
Karlar
(Karlar)
Ki semâdan düşer düşer ağlar!
(Ki gökyüzünden düşer düşer ağlar!)
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
(Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar ;)
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
(Küçücük, beyaz başlı baykuşlar)
Gibi kar
(Gibi kar)
Sizi dallarda, lânelerde arar.
(Sizi dallarda, yuvalarda arar.)
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
(Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,)
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
(Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar ;)
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! -
(Yuvalarda -feryat etmeyen yetîm-)
Son kalan mâi tüyleri kovalar
(Son kalan mavi tüyleri kovalar)
Karlar
(Karlar)
Ki havada uçar uçar ağlar.
(Ki havada uçar uçar ağlar.)
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
(Ey kış göğü, elinde yığın yığındır)
Berk-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter..
(Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, ıslak bulut..)
Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
(Dök ey gökyüzü -doğanın canlılığı uykudadır-)
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
(Siyah toprağın üstüne katışıksız çiçekler!)
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
(Her ağaçlık yer şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -)
Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid..
(Bir gölge yığını ve siyah renkli ve ümitsiz)
Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
(Ey kış göğünün eli, durma, durma, çek.)
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
(Her ağaçlığın üstüne bir beyaz örtü!)
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
(Göklerden emeller gibi dökülüyor kar)
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
(Her mutlu hayalim gibi koşarak düşüyor kar)
Bir bâd-ı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
(Sessiz bir rüzgar tüylü bir kanatta uyuklar)
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
(Yolunda durur bir aralık sonra uçarlar,)


Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
(Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçışarak)
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
(Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmede)
Karlar, bütün elhânı mezâmîr-i sükûtun,
(Karlar, sessizliğin dualarının bütün nağmeleri)
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
(Karlar, ruhların bahçelerinin çiçekleri)
Dök kâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
(Dök siyah toprak üstüne, ey göğün eli dök.)
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:
(Ey göğün eli, izzetin eli, kışın eli, dök :)
Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
(Bahar çiçekleri yerine beyaz kar)
Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi...
(Kuşların nağmeleri yerine ümidin suskunluğunu...)


Thursday, December 16, 2010

Roma Metrosunda Bize Özel Mini bir Konser

  "Metro müzisyenleri "  Roma'da metroyla yolculuk yapmayı gerçekten çok keyifli hale getiriyorlar. Çünkü bu müzisyenler sayesinde varacağım yere harika parçalar dinleyerek gidiyorum. Bu arada onlara müzisyen dediğime bakmayın, sanatçıyım diyerek geçinen birçok kişiyi ceplerinden çıkarırlar!


Bugün de metroda onlardan birisini gördüm. Elindeki gitarıyla Elvis Presley'in Jailhouse Rock parçasını hem çalıp hem de söyledi. (şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz) Şarkıyı bitirdiğinde de kovboy şapkasıyla yolculardan bahşiş topladı. Performansını o kadar beğendim ki neredeyse cebimdeki bütün parayı adamın şapkasına boşalttım.  O da bu cömertliğim karşısında bana ve oğluma mini bir konser vererek keyifli bir yolculuk yapmamızı sağladı. 


Roma metrosunda mini bir konser from Seyyar Dünyam on Vimeo.

 ( Videoyu izleyemeyenler lütfen yazsın )

Not: Bu şarkıyı bilen ya da İtalyanca sözlerini anlayan birisi var mı?

Wednesday, December 15, 2010

GÖÇEBENİN MUTFAĞI "BROKOLİ SALATASI " İLE AÇILIŞINI YAPIYOR






 BROKOLİ SALATASI

Malzemeler:

  • Bir tane brokoli
  • İki tane orta boy havuç
  • Bir tane tatlı patates ( Ya da iki tane orta boy normal patates)
  • 5-6 tane küçük boy turp
  • 6-7 dal maydanoz
  • Sarımsak
  • Taze zencefil
  • Zeytinyağı 
  • Limon
  • Tuz
Hazırlanışı:

  • Brokoli ve parmak şeklinde doğranan havuçlar, içerisine bir kaç damla zeytinyağı ve limon suyu eklenmiş kaynayan suya haşlanmak üzere  bırakılır. 3-4 dakika sonra da yuvarlak olarak kesilen patatesler eklenir. 
  • Yaklaşık 8-9 dakika sonra sebzeler kontrol edilip, haşlandıklarından emin olunduğunda ocaktan alınıp, suyu süzülür. ( Sebze suyunu sakın dökmeyin, daha sonra kullanacağız)
  • Haşlanan sebzeler, zeytinyağı ile tavada bir- iki dakika sotelenir.
  • Ayrılan  sebze suyuna  maydanozlar ilave edilip, iki üç dakika  kaynatılır.
  • Yumuşayan maydanozlar bıçakla küçük küçük doğranır.
  • Arzu edilen miktardaki zeytinyağının içine maydanoz, limon, tuz ve daha önce rendelediğimiz zencefil, sarımsak da ilave edilip iyice karıştırılır.
  • Hazırlanan sos, sebzelere ilave edilip, karıştırılır. 
  • Karışım servis tabağına alınıp, ince ince kesilen turplarla süslenir.
Afiyet olsun.

NOTLAR:

  • Sebzeleri haşlarken tencerenin kapağı kapatılmazsa brokolilerin daha yeşil kalmaları sağlanır.
  • Sebzeler haşlandıktan sonra soğuk suya tutulmaması gerekir.
  • Artan sebze suyu dökülmeyip, sebze çorbası yapılarak değerlendirilebilir.
  • Arzu edilirse sebzelere karnabahar ve börülce de eklenebilir.
  • Taze fesleğen ile hazırlanan domates sosuyla bu salatanın lezzetine lezzet katılabilir.

Sunday, December 12, 2010

NAVONA MEYDANI'NDA NOEL PANAYIRI

Geçtiğimiz Çarşamba gününün İtalya'da dini tatil olmasından yararlanarak, kendimizi noel panayırının kurulduğu Navona Meydanı'na attık. Özellikle müzisyenler, illüzyonistler ve diğer sokak sanatçılarıyla ünlü olan bu meydan, panayır nedeniyle daha da canlanmıştı.





Panayırda kurulan hediyelik eşya stantlarında satılan en popüler hediyelerden birisi bu sevimli cadılar. Alkış ve benzeri yüksek seslere tepki vererek tepinmeye ve "nihahaha " şeklinde çığlık atmaya başlıyorlar, ayrıca gözlerinden de kırmızı ışık çıkıyor. Hal böyle olunca bizim ufaklığı yanlarından ayırmak zor oldu.








Tango yapan parmak kuklalar. 


Ve ustaları..



Bunlar da el kuklaları. Sıralanış şekilleri ve ışıklandırma sayesinde harika bir fotoğraf veriyorlardı. 




Panayır büyüklere de hitap etse de aslında çocukların eğlenmesi için kurulmuştu. Her çocuğun çok sevdiği elma şekerleri, oyuncaklar, pamuk şekerleri, balonlar, kuklalar, hatta atlı karınca bile vardı.


 Bu da beyaz atlı prensim oluyor :)


Roma'nın hemen her yerinde canlı heykellere rastlamak mümkün.Ama  bu  "suratsız"a ilk kez rastladık :)