Related Posts with Thumbnails

Thursday, December 15, 2011

OLMAZ OLMAZ DEME OLMAZ OLMAZ!



Kulak Pası.

Sene 2008. Nairobi'de yaşıyoruz o zamanlar. Hamileliğin 4. ayındayım üstelik. Canım inanılmaz " dut " çekmeye başladı. Allah'ın Afrika " sında dutu kim kaybetmiş ki ben bulayım! Neyse birinci gün, ikinci gün derken üçüncü gün eşime dut istediğimi söyledim. Bir umut markete gidip, bakındık. Envai çeşit tropikal meyve mi ararsın yoksa ithal böğürtlen, yaban mersini ya da cranberry mi ( kızılcık sanırım) ?. Hepsi  vardı markette ama dut yoktu işte. Afrika'dasın değil mi, insan papaya aşerir, durian aşerir olmadı  passion fruit  ya da  hint ayvası aşerir. Zamansız zamanlarda bulunmayacak yiyecekler istemekmiş ya aşermek, ben de ezberi bozmayıp Afrika'da dut istiyorum. Neyse Nairobi'deki bütün marketleri gezip dut bulamayınca eşim; "Üzülme, Türkiye'den göndertiriz " dedi. Türkiye'de ise mevsim nerdeyse kıştı ve bu mevsimde dut bulamayacağımızı ikimiz de çok iyi biliyorduk. Kimseyi üzmemek için dut mevzusunu kapattım orada bir daha da açmadım.

Hamileliğim boyunca hiç aşermedim (acaba?), aşermeye inanmadığım için belki de. Canım şunu istedi, bunu istedi gibi şımarıklıklarım da yoktur. Ben bir yandan içimdeki bu amansız dut isteğinin nereden peydah olduğunu düşüne dururken bir yandan da  "şimdi  dut yiyemezsem bu yüzden de  çocuğumun vücudunda hatta yüzünde kocaman bir dut şeklinde doğum lekesi olursa " diye pimpiriklenerek önceden prim vermediğim hurafeleri? de peş peşe sıralamaya başladım.

Neyse ki bu dut isteğimi abartmadan ve onun yerine de böğürtlen yiyerek geçiştirdim. İşte aradan bir ya da iki hafta geçtikten sonra artık dut istediğimi bile unuttuğum bir gün kapı çalındı. Elinde plastik bir torba ve içinde de bir kiloluk hazır dondurma kabı ile Kenyalı çalışanımız gülen gözlerle bana bakıyordu.  "Hayırdır, hamileyim diye ugali mi getirdin bana? " dedim ( ugali:mısır unu ve su ile pişirilen bir  Afrika yemeği). " Hayır, eşiniz gönderdi bunu " deyip gitti. Poşeti açıp plastik dondurma kabının içine baktığımda ise çığlık attım ve göz yaşlarıma engel olamadım tabii.

Evet, plastik dondurma kabının içinde dutlar vardı. Hem de tohumu Türkiye'den götürülen bir dut ağacının ilk dutları.



O sırada da  telefon çaldı, arayan eşimdi.  " Mutlu oldun mu? " dedi.

Kasım ayında Nairobi'de dut bulmuşum ben mutlu olmayayım da kim olsun? Türkiye'den biri Nairobi'ye gidecek, oraya dut ağacı dikecek, o dut ağacı büyüyecek, meyve verecek ve onları ilk ben yiyeceğim. İnanılır gibi değildi!

 Her şey istemekle başlıyor sanırım. Daha sonra çekim yasasının işleyişine şahit olup, gerçekten de istediğimiz şeyi kendimize çekip, sahip oluyoruz. Yani düşünceler, hayaller bir süre sonra somutlaşıyor. Mikro düşünce kuantları birleşip makro düşünce bloklarına dönüşüyor bu da bir şekilde insanın hayatını etkileyip, şekillendiriyor.

Benim de hayallerim var. Bunları gerçekleştirmek için sadece istemek yetmiyor tabii ki çalışmak da gerekiyor.  Tazelenmek, dolmak, konsantre olmak, hayallerimi gerçekleştirmek adına sizden bir süreliğine izin istiyorum. Bir nevi internet detoksu diyelim buna. Bir ay, iki ay bilemiyorum ne kadar süre yazmayacağımı ama  siz de bu arada benimle hayallarinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum. Burası size emanet aman boş bırakmayın :).

P.S1: Oğlumun sol baldırında dut şeklinde küçücük bir doğum lekesi var :))

Monday, December 12, 2011

Şımarık Prenses

 YH  Cumartesi akşamı, Kurbağa Prens masalındaki prensesi şımarık bulduğu için kitabı okumamı istedi. Prensesin fotoğrafını gösterip bu " kötü " dedi. Nedenini sorduğumda ise " şımarık  " cevabını verdi.



YH ye göre Kurbağa Prens'teki kötü karakterler;  prenses ( şımarık ) ve muhafızlar ( ellerinde mızrak var).



Ha bir de kötü kalpli büyücü var. İnsanlara "bödödödö " yapıyormuş. Yüzü kötüymüş, gülmüyormuş.


P.S:  Çizmeli Kedi'deki değirmencinin küçük oğlunu gösterip  " baba " diyor. :))