Related Posts with Thumbnails

Wednesday, July 18, 2012

Aradayım, Arada. Sanki Kutuda Bir Sardalya.


Roma'nın ardından beş yıl aradan sonra tekrar Ankara'ya dönmenin hüzünlü mutluluğunu yaşıyorum. Bu vesileyle, bir insanın düzenini bozup başka bir ülkede tekrar aynı düzeni kurmaya çalışmasının ne kadar zor oldugunu anlıyorum bir kez daha.

Mobilize hayatımıza alışmaya çalışan  YH  " Annecim neden biz bi daha bi daha uçağa, otobüse binip duruyoruz? " diyor. Valiz hazırlayıp boşaltmaktan kendimi mülteci gibi hissetmeye başlamışken YH'nin bu haklı isyanını çok iyi anlıyorum. Bir taraftan ev, eşya, iş-güç derdi diğer taraftan bir küsur aydır babasını sadece iki kez gören YH'nin babasına olan tepkisi, onunla konuşmak istememesi derken beynimi meşgul eden 1849378345864 detay ile tam anlamıyla arada kaldım. 

Gönül isterdi ki buraya Sistine Şapel'i, Michelangelo'yu, Pisa Kulesi'ni yazayım; size pesto soslu fettucine tarifi vereyim; bizim dışımızdaki herkese gereksiz gelen bu detaylarla meşgul etmeyeyim. Ama

aradayım, arada
sanki kutuda bir sardalya 
aradayım, anlarsınız ya
ve arada olmak pek hoş değil.


P.S. Dinlediğim en acıklı çocuk şarkısıdır. Tam da ruh halimi özetler nitelikte. 


Monday, July 16, 2012

Arrivederci, ROMA!




Blogdaki sessizliğimin aksine gerçek dünyada hummalı bir koşturmacanın içerisindeyim. Anlatılacak çok şey var. Nereden ve nasıl başlayacağıma dair ise hiçbir fikrim yok. Kısacası Roma'ya veda ettik. Artık yeni bir hayat bizi bekliyor.


P.S. Fotoğraf 2011 Venedik Bienali'nden.



Tuesday, March 6, 2012

Roma'da Graffiti Sanatı


Graffitiyi vandalizm olarak düşünenlerdendim ben de. Basit anlamıyla resimlerle ve yazılarla kendini anlatma biçimi olan graffiti benim için duvarların, kapıların, kamu alanların... izin alınmadan sprey boyalarla boyanması ve çirkinleştirilmesi anlamına geliyordu. Ta ki Roma'ya gelene kadar. 

Roma'ya geldikten sonra graffitiyi bir sanat dalı olarak görmeye ve saygı duymaya başladım. Roma sokaklarında çektiğim fotoğraflar da bu konudaki haklılığımı gösteriyor. Bir taraftan resimlerin estetik olarak ne kadar güzel olduğunu düşünürken diğer taraftan da çizen insanların psikolojisini merak ediyorum. Freud, çocuğun resim çalışmasının bilinç altında yatan istek ve korkulardan büyük ölçüde etkilendiğini söyler ya. Hatta psikologlar da çocukların yaptıkları resimlere bakarak iç dünyalarını tanımaya çalışırlar. Bu durum bence graffiti sanatçılarının çalışmaları için de geçerli.











Sunday, March 4, 2012

Roma'nın Gastronomik Kafesi "CASTRONİ"


Castroni; gerek İtalyan, Türk, Japon, Ortadoğu, Tayland ve Hint gibi dünya mutfaklarına ait gastronomik lezzetleri birarada barındırmasıyla gerekse taze çekilmiş kahve ile hazırladıkları espressolar ile hem Romalıların hem de turistlerin uğrak noktası. Roma'da  bana tahin, bulgur, Hazer Baba Türk lokumu ve Yunanistan'dan gelen asma yaprağı bulabilmenin lüksünü yaşattıkları için benim de favori mekanlarımdan birisi. Bu zamana kadar edindiğim tecrübeyle diyebilirim ki; Roma'da aradığım bir ürün Castroni'de yoksa büyük bir olasılıkla başka hiçbir yerde yoktur.

Türk lezzetlerinin yanı sıra İtalyan makarnaları, risotta için çeşnili pirinçler, değerli zeytin yağları, nohut unu, kestane unu, keçi boynuzu, sushi malzemeleri, ayva marmeladı, zarif ve şık paketleriyle minyatür baharatları ve  daha aklınıza gelmeyecek onlarca ürünü burada bulmak mümkün.




Mürekkep balıklı ( Nero di Seppia)  spagetti. Bunu yerken dişleriniz simsiyah oluyor.


Doğal yollarla renklendirilmiş makarnalar. 



Tam buğday unuyla yapılmış makarnalar.


Risotto için rokalı, yaban mersinli ve ıspanaklı  pirinçler.


Ayrıca bu pirinçlerin çilekli ve bezelyeli olanları da var. 


Truf mantarlı pirinç ve sebzeli tam buğday


Kamut ununundan ekmek, bu şekliyle de yoğurtlu ve fesleğenli çorba yapıyorum.



Ispanaklı ve biberli kuskuslar 



Siyah fasulye. Haşladıktan sonraki görüntüsü pek hoş olmasa da lezzetine dair bir şüpheniz olmasın.


Minyatür baharatlıklar ve zeytinyağları.




Keçi boynuzu.


Bilin bakalım bu ne? :)



Şanslıyım ki 11 tane şubesi olan Castroni'nin bir şubesi de bizim mahallemizde. Ayrıca turistlerin rahatlıkla gidebilecekleri Flaminia ( Aşk Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri'ne çok yakın ) ve Ottaviano 'da ( Vatikan'da) da şubeleri mevcut. 

Castroni

Flaminia Şubesi
Via Flaminia 28-32, 00196 Roma

Ottoviano Şubesi 
Via Ottoviano, 55, 00192 Roma 

Friday, March 2, 2012

"Muhteşem Varlık " Roma Sokaklarında Görüldü


Ferzan Özpetek'in yeni filmi " Muhteşem Varlık (Magnifica Presenza) " ın afişleri Roma'nın en ünlü sokaklarında yerini aldı. Çekimleri Roma'da yapılan filmde Cem Yılmaz da yer alıyor. Tek hayali aktör olmak olan Sicilyalı bir gencin hikayesinin anlatıldığı filmde Cem Yılmaz bir hayaleti canlandırıyor. Ayrıca filmin fragmanından da anlayacağınız gibi müzikler Sezen Aksu'ya ait. Sezen Aksu bu film için " Gitmem Daha " isimli bir şarkı yapmış. 

Başrolünde İtalyan oyuncu Elio Germano'nun oynadığı " Magnifica Presenza"  tüm dünyada 16 Mart'ta gösterime girecek.  


Thursday, March 1, 2012

Kremalı Mantar Çorbası ( Kurutulmuş Porçini mantarı ve Funghi Pioppino ile)


Malzemeler:

  • Porcini mantarı, kültür mantarı, istiridye mantarı ve funghi pioppino ( Türkçesini ne yazık ki bilmiyorum )  
  • Bir soğan
  • 200 ml krema
  • 2 yemek kaşığı un
  • Bir çay kaşığı toz şeker (mümkünse esmer şeker)
  • Su
  • Zeytinyağı
  • Tuz
  • Karabiber
Hazırlanışı:
  • Kurutulmuş porçini mantarlarını 3-4 dakika kaynamış suda bekletin. Sakın suyla birlikte kaynatmayın.
  • Başka bir tencereye  doğradığınız soğanları ekleyip bir çay kaşığı şeker ile birlikte çok kısık ateşte karamalize olana kadar pişirin. 
  • Soğanların üzerine unu ilave edip kavrulana kadar karıştırın. 
  • Ocağın altını biraz açın ve  doğradığınız mantarlar ile tuzu ekleyip, mantarlar suyunu çekene kadar pişirin.
  • Daha sonra tencereye yaklaşık olarak 4 su bardağı kaynamış su ilave edip, tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte mantarlar yumuşayana kadar pişirin.
  • Pişen mantarları blenderdan geçirin.
  • Kremasını ekleyip bir taşım daha kaynatın. (Eğer çorba çok koyu olursa bu aşamada birazcık daha kaynamış su ilave edebilirsiniz.)
  • Krema, çekilmiş taze karabiber ve maydanoz ile birlikte servise hazırlayın.
Afiyet Olsun


Not1: Bu sitede 282 tane mantar çorbası tarifi var.
Not2: Mantarlar yıkandığı zaman su emdiğine dair bir rivayet olsa da, ben % 90'ı zaten sudan ibaret olsan mantarları ovalaya ovalaya akan suda yıkıyorum.  Ama kararmamaları için suda bekletmiyorum.
Not2: Un yerine bir tane çok küçük patates konulabilir. Patatesin tadı mantarı bastırdığı için ben un koymayı tercih ediyorum.







Mantarla arası iyi olmayan YH bu çorbayı severek içti. Yemekleri hazırlarken bana yardım etmesine izin vermem çok işe yarıyor. 

Tuesday, February 28, 2012

Roma'ya Gelmek isteyenler İçin Önemli Bilgiler ve Linkler


GİRİŞİ ÜCRETSİZ OLAN MÜZE VE SERGİLER

VATİKAN MÜZESİ

Vatikan müzesi Pazartesi'den Cumartesi 'ye kadar, saat 09.00- 18.00 arası açık ( en son giriş saat 16.00 ). Pazar günleri ve tatillerde kapalı. Her ayın son Pazar günü müzeye giriş ücretsiz. Bilet fiyatları yetişkinler için 15 Avro, çocuklar  için ( 6 ie 18 yaş arası ) ise 8 Avro. Vatikan müzesine yoğun talep olduğundan müze girişinde inanılmaz sıra oluyor. Sırada beklememek için online bilet almanızı tavsiye ederim. Ama gitmeden önce online biletinizin çıktısını da yanınızda götürmeyi unutmayın. mv.vatican.va'den biletlerinizi alabilirsiniz. Ayrıca  06 69883333 no'lu telefonu arayıp bilgi alabilirsiniz.


COLOSSEUM VE ROMAN FORUM

Colosseum ve Roman Forum haftanın her günü saat 08.30'dan güneş batana kadar açık. Yetişkinler için bilet fiyatı 12 Avro ve 18 yaşından küçük çocuklar için ücret almıyorlar. Colosseum, Roman Forum ve Palatine biletleri iki gün geçerli. Daha fazla bilgi için 06 39967700 no'lu telefon numarasını arayabilirsiniz.

VİLLA BORGHESE

Villa Borghese Roma'nın en sevdiğimiz yeşil alanı. Üstelik İspanyol Meydanı, Piazza del Popolo ve Via Veneto gibi Roma'nın en popüler mekanlarına da çok yakın. Bu nedenle şehri gezerken burada bir mola vermenizi ve parkın Piazza del Popolo'ya bakan kısmından manzaranın tadını çıkarmanızı tavsiye ederim.

İtalya ve Roma için Genel Bilgi 
  • www.comune.roma.it Roma hakkında bilgi almak için )
  • www. italia.it  ( İtalya hakkında bilgi almak için )
  • www.romeschool.org ( Roma'daki uluslararası okullar hakkında bilgi almak için )
  • rome.angloinfo.com ( Roma'da İngilizce konuşulan yerler hakkında bilgi almak için )
  • www.gamberorosso.it ( İtalya'daki restoranlar hakkında bilgi almak için )
  • www.poste.it/en ( Uluslararası posta servisi )
Konaklama

  • www.venere.com ( İtalya ve Avrupa seyahatleriniz için bu siteden yararlanabilirsiniz)
  • www.hotelreservation.it İtalya'daki hoteller )
  • www.hotels.it İtalya'daki hoteller 
  • www.agriturist.it ( İtalya'daki çiftlik tatilleri)
  • www.bbitalia.it ( İtalya'daki bed and breakfast seçenekleri )
Araba Kiralama:

  • www.europcar.it
  • www.hertz.it
  • www.maggiore.it
  • www.sixti.com
  • www.enit.it
  • www.thriffy.com
Turistler İçin:
  • www.romaexplorer.it ( genel bilgi )
  • www.romaonline.net genel bilgi )
  • www.romaguide.it ( genel bilgi )
  • www.romapass.it (sightseeing Roma )
  • www.trambusopen.com (stop& go sightseeing Roma )
  • www.josp.com (Tiber nehrinde tekneyle gezmek için )
  • www.battlellidiroma.it ( turizm acentası )
ULAŞIM : 

www.adr.it ( Fiumicino ve Ciampino Roma havalanları )
www.atac.roma.it ( Roma toplu taşıma )
www.metroroma.it ( Roma metrosu)
www.cotralspa.it ( Roma'daki yolcu otobüsleri )
www.italybus.it ( İtalya'daki yolcu otobüsleri)
www.trenitalia.com ( İtalya'daki trenler)
www.traghettionline.net ( İtalya'daki feribot seferleri)
www.3570.it ( Roma taksi servisi )

KÜLTÜREL BİLGİ VE ETKİNLİKLER :

www.auditorium.com ( Roma'daki konser ve etkinlikler)
www.operaroma.it ( Roma'daki operalar ve online bilet )
www.museiincomuneroma.it (Roma'daki müze ve etkinlikler )
mv.vatican.va Vatikan müzesinin resmi web sayfası )
www.ticketone.it  ( İtalya'daki etkinlikler ve online bilet )

ROMA'DAKİ ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ
  • EUROMA2 
  • I GRANAI
  • PARCO LEONARDO
  • DA VİNCİ
  • PORTA Dİ ROMA
  • ROMA EST
  • CASTEL ROMANO ( DESİGNER OUTLET )
AYLIK METRO VE OTOBÜS KARTLARI

 Aylık metro (30 Avro) ve otobüs biletleri ( 1 Avro) herhangi bir Metro istasyonundan, büfelerden, gazetecilerden alınabilir.Roma'da iki tane metro hattı var: A hattı Pazar'dan Cuma'ya kadar olan günlerde  saat 05.30'dan 21.00'e, Cumartesi günleri ise 01.30'a kadar hizmet veriyor. B hattı ise Pazartesi'den Perşembe'ye kadar olan günlerde 05.30'dan 23.30'a, Perşembe'den Pazar günü kadar ise 01.30'a kadar hizmet veriyor. Daha fazla bilgi için www.atac.roma.it 'a bakabilirsiniz. Ayrıca bu web sayfasına gitmek istediğiniz güzergahları yazdığınızda size yol tarifi, kullanabiliceğiniz,otobüs numaralarını ve Metro istasyonlarının isimlerini veriyor.


  • Roma Pass ( tüm halk otobüslerinde ve metroda geçerli)
  • 110 Open Bus ( Roma'nın tarihi yerlerini stop& go mantığıyla gezme fırsatı sunuyor.)
HAVALANINDAN ROMA'NIN MERKEZİNE VE TERMİNİ'YE OTOBÜS SERVİSİ

SITbus Shuttle servisi günlük olarak Piazza Cavour ( Vatikan Bölgesi) ve Via Marsala ( Termini İstasyonu )'dan  Fiumicino ve Ciampino havalanlarına seferler düzenliyor.

Servis yaklaşık olarak saat 05.00'den 22.00'ye kadar gideceğiniz yere bağlı olarak her 30-60 dakikada bir kalkıyor. Bilet fiyatları 8 Avro ile 15 Avro arasında değişiyor. Ayrıca ödemeyi otobüslerde yapabiliyorsunuz. Daha fazla bilgi için www.sitbusshuttle.it'e bakabilirsiniz ya da 06 5916826/06 5923507 no lu numaraları arayabilirsiniz.



Friday, February 17, 2012

ROMA USULÜ ENGİNAR ( Carciofi Alla Romana )




Malzemeler :

  • İnce yapraklı enginar
  • Zeytinyağı
  • Sarımsak
  • Limon 
  • Maydonoz
  • Tuz
Hazırlanışı:

  • Enginarların kalın yapraklarını soyup, yıkayın. Ama sapını koparmayın.
  • Enginarları ortadan ikiye kesin. Eğer varsa ortadaki tüylü kısmı alın ve tencereye yerleştirin.
  • Her yarım enginar için tencereye bir küçük kahve fincanı su, bir yemek kaşığı zeytinyağı, çok küçük bir diş sarımsağın yarısını  ve bir kaç damla limon suyu ekleyin.
  • Enginarlar yumuşayıp, suyunu çekene kadar kısık ateşte pişirin.
  • Maydonozlarla süsleyip, ılık servis edin.







P.S.1: S.A.I.D.'de yediğim enginar da aşağı yukarı aynı yöntemle hazırlanmıştı. Ama tuzu, sarımsağı ve maydonozu eksik olduğu için tadı pek bir şeye benzemiyordu.

P.S.2: YH ilk kez enginar yedi. " Hmm kabak, mis mis " diyerek bir tanesini bitirdi. 

3 Yaş Sendromu

YH yeni bir döneme girdi. Gerek duygusal gerekse fiziksel olarak beni bu zamana kadar en çok zorlayan bir sürece ayak bastı. 3 yaş sendromu, kişilik oluşumu...ne ad koyarsak koyalım sancılı bir dönem, en azından benim için.YH açısından bir problem yok o hayatından oldukça memnun ama ben mutsuzum. Neden mi?


Son iki haftadır YH resmen mutlak monarşi ilan etti. Saçma salak şeyler için kriz çıkıyor evde. Onu ben getiricem, bunu ben yapıcam... Atıyorum okuduğumuz masal kitaplarının birinde çocuklar atlı karıncaya mı biniyor bizimkisi başlıyor hemen  "ben binicem " demeye. Uykusunda bile  " hayır, ben ben " diye sayıklıyor. Yani Hammurabi halt etmiş yanında. Kaldı ki biz de güvenliğini sağlamak şartıyla her şeyi tek başına yapmasına teşvik ediyoruz. Bu yüzden dökülen sütlerin, meyve suların, kırılan tabakların ve bardakların haddi hesabı yok. Türkiye'den gelen herkesten ince belli çay bardağı istiyoruz. Yakınlarımızın Roma'da bardak ticaretine giriştiğimizi düşünmelerinden endişe duyuyorum. :)

Ayrıca hayatımızın büyük bir kısmı flashback lerden oluşmaya başladı. Örneğin, YH benim getirdiğim herhangi bir şeyi alıp gidip yerine koyuyor ve tekrar kendisi getiriyor. Her şeyi ama her şeyi böyle yapıyoruz. Bir yaptığımız şeyi şanslıysak 2 daha da kötüsü  bazen 3-4 kez tekrarladığımız oluyor. Hele bir de asansör maceralarımız var  ki evlere şenlik. Yok kapısını sen kapattın, yok düğmesine ben basıcam...

Tabii en yorucu kısmı sabahtan akşama kadar  benimle oynamak istemesi. Kondüktörcülük, pilotçuluk oynamaktan fenalıklar geçiriyorum.  "YH çok yoruldum, lütfen biraz da tek başına oyna " dediğimde de gelip öpüyor sonra " Doktor oldum, bu ilacı iç " deyip hayali bir şeyler içiriyor bana. Üstüne de sarılıp kocaman öperek tekrar oyuna çağırıyor beni. Gel de oynama!. Hem annesiyim hem de arkadaşı yani. Annemin benimle seksek oynayıp, ip atladığını hatırlıyorum ama böyle sabahtan akşama kadar da oynamazdı. Gerçi benden bir yaş küçük bir erkek kardeşim olduğu için günümün büyük bir kısmı onunla didişmekle geçtiği için canım pek sıkılmıyordu .:)

Kendimce çözümler bulmaya çalıştım bu süreci kolay atlatabilmem adına. Mesela, saklambaç oynarken onun hemen bulamayacağı bir yere saklanıp kısa süre bile olsa bir şeyler okumaya çalışıyorum. Audio book aldım bir sürü. En azından lego falan yaparken dinleyeyim diye. Ayrıca bizimkisinin arızaya bağladığı zamanlarda hemen olay yerini terk ediyorum. Sakinleşince de zaten yanıma gelip özür diliyor. Bu arada böyle zamanlarda, babası YH'ye  "annen out of order  " dediğinden bizimkisi " anne bozuldu " diyor. 

Anne-baba olmak çocuğun karnını doyurup, yeni kıyafetler ve oyuncaklar almaktan ibaret değil elbette.  Onun aklını, kalbini ve ruhunu doyurmak önemli olan. Bu yüzden çocuğun en güzel oyuncağı annesi ve babasıdır. Ama düşünmek, bilmek her zaman insanı mutlu etmiyor. Anneler de zaman zaman arızalanabiliyor.

Piyasada çocukların psikolojisiyle ilgili bir çok kitap var. Pek çoğunu da okudum. Benimle oynar mısın anne?, sevgi merkezli çocuk eğitimi, mahallenin en mutlu yumurcağı...  Peki  "mahallenin en mutlu annesi " ya da  "çocuğum birazcık da tek başına oyna " diye kitaplar var mı? Hani şu  2 -3 yaş sendromu dedikleri şeyin annede yarattığı buhranları anlatan  "aman çocuğum mutlu olsun  başka bir şey istemiyorum derken ruh sağlığını kaybeden anneleri " anlatan kitaplardan bahsediyorum.


Şaka bir yana ama yıllaar oldu karı- koca birlikte sinemaya, konsere, yemeğe gitmeyeli. Onu bırakın karşılıklı kahve içip iki çift laf edemiyoruz. Bunun sorumlusu kim peki? Tabii ki hiç kimse. Sadece  hayatımızın cilveleri ( kazıkları).

Çocuk candır, kutsaldır iyidir hoşdur da annenin canı patlıcan mıdır? Bunun 3 yaş sendromu var, 4'ü var, 5'i, 6'sı...Hayat geçer mi böyle ? Y(u)HARŞİ sıkıldım, bağımsızlık istiyorum.


Bunu geçenlerde YH'nin babası gönderdi. Bana bir mesaj mı vermek istiyor acaba? :)


P.S.1: Dün bunalımdan çıkmak için alışverişe gittim. Öyle ayakkabı, çanta falan almadım yanlış anlaşılmasın. En fiyakalısından legolar aldım kendime. İçinde zürafa, fil hatta safari arabası bile var.  Bir nevi lego terapisi  yani.

P.S.2: " Son Kervan " haberini buradan izleyebilirsiniz.

Thursday, February 16, 2012

1. İpek Yolu Bienali ve " Son Kervan "



Kaçımız İpek Yolu'nda seyahat etmeye cesaret edebilir? Hem de 18 ay boyunca deve sırtında...

Fotoğraf sanatçımız Arif Aşçı ve arkadaşları bunu yapabileceklerine inanmışlar ve 1996 yılında yola koyulmuşlar. Yolculuklarının sekiz ayını Çin'de, dört ayını Türkiye'de ve altı ayını da Orta Asya'da geçirmek üzere 18 ayda tamamlamışlar.


  Kervan Orta Asya topraklarında.


Çin'den İstanbul'a gelip projeyi bitirdiklerinde ise develeri gemilerle Venedik'e getirmeyi planlamışlar ama o günün koşullarında bunun çok kolay olmadığını anlayınca vazgeçmişler. Ancak "15 yıl sonra kervan değilse bile kervanın fotoğraflarını getirmek kısmet oldu " dedi Arif Bey. Hem de  Roma'daki  "2000 yıl öncesinin alışveriş merkezi " sayılan Mercato di Traiano Müzesi'nde, yani Trajan Pazarları  Müzesi’nde  " Son Kervan " adıyla açılan bir sergiyle.

Serginin diğer önemli ayrıntıları bugün TRT HABER'de saat 14.00 deki haber bülteninde yayınlanacağı için burada sadece Son Kervan'ın bende bıraktığı izleri paylaşmak istiyorum.


Sergide beğendiğim tüm fotoğrafların baş kahramanları kadınlar; kimisi bebeğiyle at sırtında giden bir anne,



 kimisi rengârenk kıyafetleriyle arz-ı endam eden bir genç kız,





kimisi de çalışan ve üreten bir kadın...






Nazım Hikmet, Saman Sarısı şiirinde Abidin Dino'ya  " Bana mutluluğun resmini yapabilir misin? " diye sorar. Mutluluğun resmi yapılabilir mi bilemeyeceğim ama fotoğrafı çekilebilir. Bakınız en sağdaki çocuğun gülümseyişine...


Sanatçı ve arkadaşlarının bu projeyi çok rahat koşullarda tamamlamadıkları aşikâr.


Çook ileride yaşadığımız, gezdiğimiz ülkeler 40'ı bulunca bir sergi açmak istediğimi paylaşmıştım burada.  " Son Kervan " bu anlamda işin nasıl olması gerektiğine dair ufkumu açtı ve bana yepyeni kapılar araladı. Ve şunu bir kez daha öğrendim ki  gidebilmek; kimi zaman bir deve sırtında kimi zaman ise at üzerinde  bile olsa insanı olgunlaştıran bir süreç.

Sergiden ayrıldığımda beynimin içinde Firarperest ( Elif Şafak) kitabındaki şu cümleler dönüp dolaşıyordu:  "Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara. Çıkmak oralardan, gerçek dalgakıranların beri tarafına, bilmediğin memleketlere varmak, tatmadığın yemekleri yemek, sözlerini anlamadığın şarkılarla içlenmek, risk almak, dağılmak ve parçalanmak ve hasret çekmek buram buram, gurbetin tadına bakmak ve kendini yabancının gözünden görmek, şaşırmak yeniden, şaşırmak bir çocuk gibi dünyanın hallerine, çeşitliliğine, güzelliğine acımasızlığına... "

P.S: Mercato di Traiano Müzesi'ndeki  " Son Kervan " isimli fotoğraf sergisi 11 Mart'a kadar ziyaret edilebilir.



Tuesday, February 14, 2012

ROMALILAR AŞKLARINI KİLİTLİYORLAR



Roma'daki Ponte Milvio "aşıklar köprüsü " olarak bilinir. Çünkü İtalyan gençler, üzerlerine sevgililerinin ve kendilerinin isimlerini yazdıkları kilitleri bu köprünün demir parmaklarına asıp anahtarlarını da Tiber Nehri'ne atarlar. Aşklarının kilitlenip, bir ömür boyu sürmesi adına. 



Aslında çok eski bir batıl inanış değil bu. Federico Moccia'nın 1996 ve 2002 yıllarında basılan Göğün Üç Metre Üzerinde ( Tre Metri il Cielo) ve Seni Çok Arzuluyorum ( Ho Voglia di Te) isimli kitaplarında bahsi geçen kilit asmak inanışı daha sonra halk tarafından gelenek haline getirilmiş. Hatta insanlar bu kilitleri asmaya başladıklarında kurban olarak seçtikleri elektrik direği adeta bir dilek ağacına dönüşmüş. Daha sonra elektrik direği kilitlerin ağırlığına dayanamayıp devrilince de belediye direklere kilit asmayı yasaklamış. Ama bu durum sonsuza dek birlikte olmak isteyen aşıkları pes ettirememiş. Çünkü  hala köprünün metal parmaklıklarına  kilit asmaya devam ediyorlar.


Kısacası Aşk Çeşmesi'ne para atarak aşk dilemek, Ponte Milvio köprüsüne kilit asarak aşk kilitlemek Roma'da Sevgililer Günü'nün olmazsa olmazları.

Not 1: Elif Şafak, Brüksel'deki meşhur Türk mahallesindeki izlenimlerini anlattığı yazısının sonunu  " aşk dediğin lastik kaçırmayan dirayetli bir çorap gibi olmalı " diyerek bağlamıştı. Ben çok sevdim bu betimlemeyi. 

Not 2: Sevgililer gününden nefret ettiğimi söylemiş miydim? Kırmızı güller, mumlar, kapli yastıklar, pofuduk ayılar....Avam bir tabirle böğğğhh.

Sunday, February 12, 2012

ROMA KARNAVALI

Dün  2012 Roma Karnavalı başladı. 11 Şubat'tan 21 Şubat'a kadar sürecek olan karnaval vesilesiyle Roma sokakları renkli sahnelere tanıklık etti. İtalya'da son 25 yılın en soğuk kışını geçirdiğimiz şu zamanlarda çocuklu ailelerin tercihi alışveriş merkezlerinden yana olunca biz de bu vesileyle karnaval ruhunu bir nebze dahi olsa hissedebilme şansı yakaladık. Baş kahramanlar her zamanki gibi çocuklar...


Puffi :)






 Alışveriş merkezinin konfetilerle kirletilmesine, çocukların yerlerde yuvarlanmasına cık cık vık vık derken YH de onların arasına katıldı.






Tabii kaşla göz arasında ben de bundan nasiplendim. Temizlemesi o kadar zor ki bu zımpırtının tek tek elimle toplamama rağmen eve  döndüğümde her yerimden  konfetiler dökülüyordu.





 " Allah'ım neydi günahım ? " :)