Related Posts with Thumbnails

Thursday, May 9, 2013

BİR GÜN DEDİĞİN NEDİR Kİ SADECE 24 SAAT !

Bugünlerde zamandan yana çok şikayetçiyim. " Neden bir gün 24 saat ki? " diye sürekli hayıflanıyorum. Çünkü göz açıp kapayıncaya kadar günler, haftalar hatta aylar geçip gidiyor. Öyle ki Türkiye'ye geleli neredeyse bir sene olacak ama herkese fark etmeden "yeni geldik " diyorum. Halbuki 335 gündür Ankara'dayız. Ve ben 335 gündür kendim için hiçbir şey yapmıyorum, şaka gibi! Hiçbir şey yapmamanın vermiş olduğu vicdan azabı da cabası tabii. Birşeyler yapmak derken işe gidip gelmeyi, çocuğu okula bırakmayı,  evi temizlemeyi, alışveriş yapmayı, bulaşık makinesini boşaltmayı, arabayı servise götürmeyi kasdetmediğim malumunuz.

Bir arkadaşım  " Seni hiç yürürken görmedim, sürekli koşuyorsun. "  dedi. Hakikaten de öyle, içimde atlılar koşturuyor gibi sürekli bir koşturmacanın içerisindeyim. Sabah kalk, YH'ye küçük bir kahvaltı hazırla, evin ufak tefek işlerini hallet, giyin-süslen, YH'yi kreşe bırak sonra işe git, öğlen eve gel yemek ye, evi derle topla, tekrar işe git, akşam işten çık, çocuğu kreşden al, varsa market alışverişi vs yap, eve git, akşam yemeğini hazırla, yemek ye, YH ile oyun oyna sonra da  yat uyu.

Bir senedir aşağı yukarı bunları yapıyorum. Bazen kendimi robot gibi hissettiğimi söylesem abartmış olmam. Çünkü bu koşturmacanın içerisinde blog yazmaya, fotoğraf çekmeye, piyano kursuna, arkadaşlarıma hatta adam akıllı yemek yapmaya bile zaman ayıramıyorum.  Frambuazlı cheesecake  yaptığım günler mazinin tozlu sayfalarında kaybolup gidecek sanırım :)  (Mantılar, börekler, dolmalar yapıp gönderen annecim iyi ki varsın). Bu nedenle, bir yerlere yetişme telaşı olmadan elime kahvemi alıp, kitabımı okuduğum Roma'daki ev hanımı hallerimi özlüyorum bazen.

Zaman su gibi akıp geçerken insanın sevdiği şeylere vakit ayıramaması çok önemli bir mutsuzluk kaynağı bence. Bu nedenle zaman yönetimi konusunda neler yapabilirim diye düşündüm ve aşağıda bu konuda halihazırda yaptığım  uygulamaları sıraladım. Bunları yapıp hala mutlu değilsem ve zamandan yana şikayetçiysem daha fazlasını yapmaya  ihtiyacım olduğu kesin.
1. Televizyon izlememek.
Televizyonu çıkardım hayatımdan. Arada sırada yemek yerken  ipad den 80'leri izliyorum.

2. Sevilen şeyleri gün içine serpiştirmek.
Arabada giderken ted talks dan indirdiğim videoları dinliyorum. Audio books larda iyi fikir.

3. Haftaları, günleri hatta saatlari programlamak.
 Bunu da mümkün olduğunca yapmaya çalışıyorum.

4. Güne erken başlamak.
 Uykuya düşkün biri olarak bu konuda istikrar sağlamış değilim.

 Bunların dışında eğer siz de  zamanınızı verimli kullanmak adına neler yaptığınızı benimle paylaşırsanız çok sevinirim.

P.S.: Geçen gün Taylor Swift'in bir röportajında  "sanity button " diye birşey uydurduğunu okudum. Şarkıcı çok bunaldığı zamanlarda bir  "aklını başına alma düğmesi " hayal edip, ona bastığını söylemiş. Bu düğmeye basınca " Hayatın çok güzel olduğunu ve şikayet edecek birşey olmadığını " telkin ediyormuş kendine. Böylelikle hayatın güzellikleri diğer tüm kötü taraflarını silip götürüyormuş.

7 yorum:

zeze said...

ben de zamana yetişememekten son derece muzdaribim ve bu o derece canımı sıkıyor ki kafayı "ev hanımlığı"na takmış durumdayım. bütün enerjimizi ve zamanımızı iş yerinde tükettiğimizden sevdiğimiz kişilere kendimize, hobilerimize, eşimize, evimize verimli zaman ayırmakta zorlanıyor ve sonuçta mutsuz, huzursuz ve tatminsiz oluyoruz. yani tek bir suçlu var: iş! hayat ev hanımlarına güzel :(

büro mobilyaları said...

Güzel bir paylaşım olmuş.Teşekkürler.

sohbet said...

paylaşım için teşşekürler

Sarı Şemsiyeli Kız said...

Aklını başına alma düğmesi iyiymiş. Paylaşım için teşekkürler.

Sarı Şemsiyeli Kız said...

Aklını başına alma düğmesi iyiymiş. Paylaşım için teşekkürler.

merve said...

Gerçekten insanlara yararlı bir site olmuş teşekkürler.

merve said...

Umarımm hep böğle güzel kalırsınız.